Rüya içinde rüyanın büyülü dünyası

Christopher Nolan'ın kendi kadar yetenekli kardeşi Jonathan Nolan'ın kitabından sinemaya uyarlanan,rüya ile gerçeği,yada gerçek ile rüyayı birbirine katan son derece başarılı bir film.

4. Tür kafa karıştırmaya birebir.

Film içersine gerçek kamera kayıtları serpiştirilmiştir ve inanıp inanmamak size kalmış" deyince ne oluyor ya dedim:)

İçinizi sızlatacak bir belgesel

Eski TRT zamanını bilenler hatılyacaktır.Meşhur Flipper vardı.O dizideki Flipper'in bakıcılığını yapan Ric O'Barry'de hatırlayacaksınız.

Chan-wook Park'dan kan arzusu

Hayranı olduğumuz Güney Kore'i usta yönetmen Chan-wook Park'ın son filmi.Merakla bekliyorduk sonunda izleme şansı buldum.

Fantastik Dünya'dan güzel bir film

Uyuduğumuzda bizim göremediğimiz iyi ve kötü amansız bir mücadeleye girer.Farklı bir boyutla iki grup arasındaki mücadeleyi biz göremesekte bu hayatımızı etkileyecektir.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Inception

Tür : Bilim Kurgu / Gerilim / Dram / Gizem
Gösterim Tarihi : 30 Temmuz 2010
Yönetmen : Christopher Nolan
Senaryo : Christopher Nolan
Yapım : 2010, ABD / İngiltere , 148 dk.

Oyuncular

Leonardo DiCaprio (Cobb) , Ken Watanabe (Saito) , Joseph Gordon-Levitt (Arthur) , Marion Cotillard (Mal) , Ellen Page (Ariadne)

Christopher Nolan'ın kendi kadar yetenekli kardeşi Jonathan Nolan'ın kitabından sinemaya uyarlanan,rüya ile gerçeği,yada gerçek ile rüyayı birbirine katan son derece başarılı bir film.
Filmde benim ilk dikkatimi çeken Christopher Nolan ve görüntü yönetmeni Wally Pfister'ın ağırlığıydı.Filmi kimin yaptğını bilmesemde anlayabilirdim.Yıllardır beraber çalışıyorlar.Birde senaryo kısmına kardeş Nolan eklenince harika işler yapıyorlar.Memento,Batman serisi,Prestij ve Başlangıç hemen aklıma gelenler.
Başlangıçtaki atmosfer kara Şövelye'ye çok yakın.
Neyse filmle gelirsek,son zamanlarda aklımı fikrimi zevkten dört köşe yapan ender yapımlardan diyebilirim.
Her bakımdan çok iyiydi.Tabiki en başta harika senaryosuyla.Kitap gibi filmlerden.Keşke bilseydimde daha önce kitabını okusaydım diye içimden geçirdim.Hikaye o kadar zekice kurgulanmışki,ilerledikçe hayran kalıyorsunuz.En güzel yanıda,basite kaçmayıp seyirciye her şeyi kolayca vermemesi.Bana sorarsanız bu seyirciye saygı duymanın ve onları aptal yerine koymamanın bir göstergesi.
Harika sahneler ve iyi oyunculuklarla dolu,baştan aşağı dört dörtlük bir film.Filmde bütün oyuncular çok iyi iş çıkarmış.
Benim yıllardır takip ettiğim ve çok beğendiğm oyuncu olan Joseph Gordon-levitt'i Nolan filminde görmek çok hoşuma gitti.Umarım hak ettiği o sıçramayı yapar.
Gelecek yıllarda onu sürekli oscar kaldırırken falan görebiliriz.Gerçekten çok yetenekli bir oyuncu.Eski filmlerine bakıp bunu anlayabilirsiniz.
Birde filmin harika müziğini demeden geçemiyeceğim.Filmin ilk fragmanı izler izlemez beynime resmen kazıldı.Harika ötesi bir tema müziği.Ara ara dinliyorum.Çok etkileyici.
Uzun lafın kısası filmin eksiği yok fazlası var.Son dönemin en iyi filmlerinden biri.Tavsiye olunur.

The Wolfman

Tür : Korku / Gerilim
Gösterim Tarihi : 19 Şubat 2010
Yönetmen : Joe Johnston
Senaryo : Andrew Kevin Walker , David Self
Görüntü Yönetmeni : Shelly Johnson
Yapım : 2009, ABD

Oyuncular

Anthony Hopkins (Sir John Talbot) , Benicio Del Toro (Lawrence Talbot) , Hugo Weaving (Det. Aberline) , Emily Blunt (Gwen Conliffe)

Kurt adam hikayesini zaten herkez bilir.Isırılırsın dönüşürsün falan filan.Bu yapımda da aynı şekilde ilerliyor ama içini yeterince dolduramamışlar.En azından hikayeye,ufak tefek merak uyandıracak,seyirciyi çekecek eklemeler yapılabilirdi.Senaryo zayıf kalmış.Sadece senaryo değil dialoglarda çok zayıf.Lawrence Talbot ve Gwen Conliffe arasındaki yakınlaşma yeterince etkili değildi malasef.Yinede kötü bir film demek doğruda olmaz.Bu türün hayranları için yenilikçi bir şey olmasada,izlenebilir bi yapım.

25 Mayıs 2010 Salı

The Shock Labyrinth 3d

Tür : Gerilim / Korku
Gösterim Tarihi : 14 Mayıs 2010
Yönetmen : Takashi Shimizu
Senaryo : Daisuke Hosaka
Yapım : 2009, Japonya

Oyuncular

Yûya Yagira , Ai Maeda , Suzuki Matsuo , Ryo Katsuji , Shôichirô Masumoto , Misako Renbutsu , Erina Mizuno

Uzak doğu korku sineması her gelen yeni yapımla kan kaybetmeye devam ediyor.
Son örneğimiz Labirent.Üstelik 3 boyutlu olarak girmesi bile,hiç bir fayda getirmiyor.
Takashi Shimizu Ringu'dan sonraki sürekli düşüşünü bir türlü engeliyemiyor.
Labirent,bildik korku senaryolarına 3 boyutlu bir örnek.
Artık o kadar ezber olduki,kimsenin en ufak bir korku duyup irkildiğini bile sanmıyorum.3 boyut ise seyirci çekmek adına yapılmış bir pazarlama taktiği.O bile işe yaramıyor.Bilinçli sinema seyircisi bu nafile çabaları yemez.Benim tek kızdığım bu kadar basit ve gereksiz bir film, neden sinemalarımızda oynatılıyor.

Ip Man 2

Yapım:2010 ~ HongKong
Tür:Aksiyon,  Biyografi,  Dram,  Tarih
Yönetmen:Wilson Yip
Senaryo:Edmond Wong
Yapımcı:Bak-ming Wong
Görüntü Yönetmeni:Hang-Sang Poon
Müzik:Kenji Kawai
Süre:1 saat 48 dk

Oyuncular:


Donnie Yen(Ip Man),Lynn Hung(Zhang Yong Cheng),Simon Yam(Zhou Qing Quan),Hammo Hung Kam-Bo(Hung Jan Nam)

İlk bölümünü,Bruce Lee'in hocası olduğunu öğrenip meraktan izleyip çok beğenmiştim.
Filmin devamı olduğunu bilmiyordum.Öğrenir öğrenmez hemen izledim.
Açıkcası film ilk bölümdeki biografik halden,sanki Van Dame'in Kan Sporu tarzında bir hal almış.
Yşananlar gerçek olması ayrı bir konu ama filmin bu bölümünün fazla abartayı kaçtığını düşünüyorum.
Kimse söylemese bilmeyen birine bütün bunların bir uydurma hikaye olduğunu sanırsınız.O kadar Amerikan vari bir filme dönüşmüş bu bölüm.
Yinede belli bi kaliteyi yakalıyor.Ben sadece ilk bölümdeki o yapının korunmasını isterdim.Sanırım ilk bölüm çok tutunca böyle bir yola başvurup dahada üst bir izleyici kitlesi hedeflenmiş.
Sonuç olarak Ip Man ustanın etkileyici hayatından örneklerle dolu  iki filmide izlemenizi tavsiye edebilirim.
Ama Bruce Lee bölümü hala göremedik.Bakalım üçüncü bölüm olursa,Bruce Lee'de görücez insallah.

Crazy Heart

Tür : Romantik / Dram / Müzik
Gösterim Tarihi : 12 Mart 2010
Yönetmen : Scott Cooper
Senaryo : Scott Cooper , Thomas Cobb (Kitap)
Yapım : 2009, ABD , 112 dk.

Oyuncular

Jeff Bridges (Bad Blake) , James Keane (Müdür) , Anna Felix (Barmaid) , Paul Herman (Jack Greene) , Tom Bower (Bill Wilson) , Ryan Bingham (Tony) , Beth Grant (Jo Ann) , Jerry Handy (Kovboy) Maggie Gyllenhaal

Geçmiş şöhretinin çok uzağında,alkol bağımlısı olarak ordan oraya küçük mekanlarda sahne alan Bad,kendisiyle ropotaj yapan genç ve güzel Jane'e ilgi duyar.Hayatının düzene girmesi için bir şans olan Jane,Bad için son bir atımlık kurşun gibidir.
Bu film ile Jeff Bridges en iyi erkek oyuncu oscarını almıştı.Maggie Gyllenhaal ise en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında oscara aday gösterilmişti.
Film bu iki oyuncunun iyi oyuncukları sayesinde bir yerelere geliyor.Yoksa filmde pek bir şey yok.Konusu size çok yabancı gelmeyecek.Tipik bir dibe vuruş ve yeniden ayağa kalma mücadelesi üzerine bir yapım.
Yinede izlenebilirliğini koruyan,iyi oyunculuklarla seviyesini arttıran bir film.

9 Mayıs 2010 Pazar

Freddy Krueger Hazırlık Kursu

 Daha önceki yazılarımda,sadece Terminatör için böyle bir yazı hazırlamıştım.Her film için yazmam bu tarz yazıları.
Terminatör benim vazgeçilmezlerimden olduğu için ve yeni bir Terminatör başlangıç yapıldığından,Terminatör'ü bilmeyen yeni nesil sinema izleyenlerine ve bilgi edinmek isteyenlere yönelik bir yazıydı.
  
Yine aynı şekilde Terminatör gibi,Freddy Krueger'de yeni bir başlangıç yapıyor.
Durum böyle olunca,sinema tarihinin en önemli kült karekterlerinden biri olan Freddy abimiz ve onun hikayesi hakkında bir yazı yayımlamak,boynumun borcu oldu.
Tek endişem Terminatör'deki hayal kırıklığını,Freddy'de yaşamak.



Neyse,biz az lafla çokça bir anlatım yapmaya çalışıp,Freddy Krueger hayranı olarak,yeni nesile kendisinden haberdar ederek vazifemizin gereğini yerine getirmeye çalışalım.
Efendim,Freddy abimizin serüveni 80'lere dayanır.70'ler sinemasında başlayan kan gövdeyi götüren korku filmlerinin etkisi,80'ler sinemasındada artarak devam etmiştir.



Dönemin ve hala günümüzün önemli korku sinema ustası Wes Craven,çoçukluğundan izler taşıyan bir karekteri,Elm sokağına yerleştirir ve buranın sakinlerinden intikam almak için rüyalarını kabusa çevirir.
Peki neden intikam alıyor Freddy?
Çünkü;Elm sokağının sakinleri  yirmiye yakın çoçuğu öldürdüğü için Freddy'nin cezasını kendi elleriyle verip,bir güzel diri diri yakıyorlar.
Tabi Freddy intikam için geri geliyor ve bu sefer rüyalara girerek öldürmeye devam ediyor.
Film gösterime 1984'de giriyor ve daha ilk haftasında başarıyı yakalıyor.
Wes Craven tek film olarak düşünüp yazsada,Freddy krueger kısa zamanda kült bir korku karakterine bürünüyor ve film günümüze kadar ulaşan seriye dönüşüyor.
Günümüze kadar gelen serinin bütün filmlerine kısa kısa bir göz atalım.



A Nightmare on Elm Street (1984)



Her şeyin başladığı serinin ilk filmi 1984'de gösterime girdi.ABD’de 25.5 milyon $ gişe hasılatı elde etti.
Filmde Johny Deep,Heather Langenkamp,John Saxon Ve tabiki Robert Englund yer aldı.
Tina,Nancy ve Rod'un rüyalarına dalan Freddy,sırayla intikam için öldürmeye başlıyor.
Wes Craven,filmin senaryosunu yazdı ve yönetti.


A Nightmare on Elm Street Part 2: Freddy's Revenge (1985)



Serinin ikinci filmi 1985'de vizyona girdi.Wes Craven filmin seriye dönüşmesini istemiyordu ama film çok tutulunca hemen çalışmalara başlandı ve bir yıl sonrasında sinemalarda yerini aldı.İlk filme kıyaslandıgında ilki kadar beğeni toplamasada,devamlılık açısında iyi bir iş çıkardı ve serinin selameti için önemli bir film oldu.
Wes Craven filmin yönetmenlik koltuğunu Jack Sholder'a devretti.


A Nightmare on Elm Street 3: Dream Warriors (1987)



İki yıllık aradan sonra Freddy yeniden geri dönüyor.Wes Craven senaryoyu Bruce Wagner'la beraber yazıyor.Yönetmenlik koltuğunda ise Chuk Russel var.Bu filmin özelliği ise ilk bölümdeki Nancy'in geri dönüşü.Filmde başrol karekteri Kristen'i Patricia Arquette oynuyor.Nancy ise Kristen ve arkadaşlarına Freddy'i yok etmek için yardım ediyor.Serinin en çok sevilen bölümlerindendir.

A Nightmare on Elm Street 4: The Dream Master (1988)


Serinin üçüncü bölümündeki yükselen grafik,dördüncü filmin hemen bir yıl aradan sonra vizyona girmesine sebep oldu.Üçüncü bölümdeki Kristen'in arkadaşı Alice'in rüyalarına musallat olan Freddy,yine kurbanlarına kan kusturmaya devam ediyor.Bir önceki gibi başarılı bir grafik çiziyor ve olumlu not alıyor.

A Nightmare on Elm Street: The Dream Child (1989)




Yapım yılı 1989 olan bu bölüm,diğer bölümlere nazaran serinin en zayıf halkası olarak görünüyor.Her ne kadar Freddy'in geçmişinden bilgilerde alsak,hayranları tarafından sınavı geçemeyen bir bölüm oldu.Freddy yine bir önceki bölümdeki Alice'in peşine düşüyor.Alice'in doğmamış çoçuğundan güç alarak,intikam peşinde koşmaya devam ediyor.

Freddy's Dead: The Final Nightmare (1991)





Adında da anlaşılacağı üzere,son film olarak düşünüldü.Tabiki sonraki yıllarda yeni filmler geldi.Filmin diğer özelliği ise,serinin ilk kadın yönetmeni Rachel Talalay'in yönetmen koltuğunda olması.Filmin son 10 dakikası 3 boyutlu olarak çekildi.Filmde ilk bölümde oynayan ve günümüzde büyük bir yıldıza dönüşen Johnny Deep'te küçük bir rollede de olsa görünüyor.

Wes Craven's New Nightmare (1994)



Serinin babası olan Wes Craven,sürekli olarak filmin son bulmasını ve yeni filmler çekilmesini istemesede,alınan tepkiler sonucunda hep yeni bir bölümle sinemaya dönen Freddy,sonunda Wes Craven'da ikna etti ve senaryosunu yazıp yönettiği yeni bir Freddy kabusuyla geri döndü.Ustanın elinin değdiği her halinden belli olan yeni kabus,izleyiciler tarafından da oldukça beğenildi.Filmin ilginç yanı ise,gerçek hayatta geçmesi.Yani filmde oynayanlar bu sefer karakterlerini değil kendilerini oynuyolar.Hatta Wes Craven'da buna dahil.Freddy ise bu sefer serinin bitmemesi için mücadele ediyor.

Freddy vs. Jason (2003)



Bu filmi seriye dahil etmek doğru olurmu bilmiyorum.Ama yinede bahsetmeden olmaz.Tıpkı Freddy gibi bir korku film efsanesi olan Jason,Freddy bir araya geliyor.İlk başta Freddy,Jason'u kendisine yardıme tmesi için diriltsede sonrasında karşı karşıya geliyorlar.Hasılatı çok iyi rakamlara çıkarak,yapımcıların yüzünü güldürüyor.

Evet filmlerimiz bunlar.1984'de başlayan bu serüven nihayetinde günümüze kadar geldi.Yeni bir Freddy filmi çekilmeseydide Freddy,sinema tarihinden silinmezdi elbette ama hayranlarıda herhalde Freddy'in yeni serüvenlerini dört gözle beklerdi.
Şimdi gelelim yeni başlangıca.

A Nightmare On Elm Street (2010)



Dediğimiz gibi sıfırdan bir başlangıç söz konusu.Durum böyle olunca Wes Craven ustayı bir kenara iten yapımcılar,tamamen kendi kafalarına göre bir senaryo ve anlayışla işe koyuldular.Film hakkında gelen ip uçları,filmin komedi kısmından vazgeçildiği.Freddy eskisi gibi zaman zaman sempatik olmayacak.Sadece öldürmeye çalışasak.Daha sert bir Freddy bizi bekliyor.Wes Craven olmadan başlayan proje bir başka ismi Freddy ile eş anlama gelen Robert Englund'da filmde dahil etmedi ve yerine Jackie Earle Haley ile anlaştı.
Sanırım benim gibi bütün Freddy hayranları 
Jackie Earle Haley'in yapılabilecek en iyi seçim olduğunda hem fikirdir.
Buda filme olumlu bakmamızı sağlayan önemli bir etken.Haley'in ilginç bir öyküsüde var Freddy ile ilegili.1984'te çekilen ik filmde oynamak için seçmelere katılan Haley o zaman Glen rölünü,Johnny Deep'e kaptırmıştı.
Yıllar sonrada sen gel Freddy ol.Hayat ne garip yaaaa:))
Filmin yönetmenlik koltuğunda ise Samuel Bayer turuyor.Bayer daha çok video müzik yötenmeni olarak tanınıyor.Bu pek iyi bir haber değil aslında.Çünkü bir çok video müzik yönetmenin çektiği filmler pek başarılı olmuyor.Terminator Salvation buna bir örnektir.
Sonuç olarak bekleyip görecegiz.Umarım beklediğimize ve heyecanımıza değer.



21 Nisan 2010 Çarşamba

Kosmos

Tür : Fantastik / Dram
Gösterim Tarihi : 16 Nisan 2010
Yönetmen : Reha Erdem
Senaryo : Reha Erdem
Yapım : 2009, Türkiye

Oyuncular

Sermet Yeşil (Kosmos) , Türkü Turan (Neptün) , Hakan Altuntaş , Murat Deniz , Asil Büyüközçelik , Sencar Sağdıç

Nefes nefese geldiği kasabada,kurtardığı çoçukla bir anda herkezin dikkatini çeken kosmos,zaman geçtikçe farklı yönleriyle bir iyi bir kötü duruma düşecektir.
Kosmos'un kasabaya gelişi ve gidişindeki geçirdiği zamanı anlatıyor.
Bu zaman dilimi içersinde ilk başta delimi akıllımı karar vermeye çalışırken,sonrasında doğa üstü birimi yoksa sadece hırsız başı boş birimi diye ikilemlerde kalıyorsunuz.
Sadece kosmosla değil onun dışında tayin olmuş yaşlı bir öğretmen,bir kasap ve tam olarak aklı yerindemi yoksa değilmi bilemediğiniz kızı,astım hastası terzi,sakat ama sakatlıktan çok ruhsal sorunları olan bir kadın gibi farklı karekterlerde mevcut.
Bütün bu farklı hikayeleri küçük bir kasabada birleştiren Reha Erdem,doğal seslere verdiği önemi yine gösteriyor.Bu sefer insan sesinide çokça kullanıyor.Reha Erdem filmleri içersindeki en sıradışı karekter olarak kosmosu diyebiliriz.Kosmos ve Neptün'ün kağıtlar hava uçuşurken duvardan duvarada koşarak ve uçarak görünüp kayboldukları sahne en çok dikkati çeken sahnelerdendi.
Görsellik her Reha Erdem filminde olduğu gibi,bu filmdede ön planda.Ben filmin Kars'ta geçtiğini filmin ilerki kısımlarında anladım.Yoksa batı karadenizde bir yer diye düşündüm.
Birde dikkatimi çeken Reha Erdem filmlerinde Allah bilincini sürekli kullanır oldu.Karekteriyle,görseliğiyle veya kelimelerle vurguluyor bu bilinci.
Filmi genel anlamda olumlu bulurken,böylesi önemli bir yönetmenden beklenmedik hatalarda gözden kaçmıyor malasef.Filmin bütününe bakınca o hatalar göze batmasada yinede Reha Erdem'e yakıştıramıyorsunuz.
Sermet Yeşil iyi bir oyuncluk çıkarsada konuşma tarzı o yöreye göre çok garip kaldı.O yörenin bir insanımı veya başka bir dünyadanmı geldiğini bilmediğimiz için söylecek bir şeyimiz yok tabi.
Sonuç olarak kosmos,herkezin izleyip beğeneceği tarzda bir yapım değil.
Zaten artık Reha Erdem sineması seveni sevmeyi herkez taarfından bilinir oldu.
Bilinçli bir kitle izliyor filmlerini.Ben filmi genel hatlarıyla beğendiğimi söylesemde,senaryonun bilinmezliklerinin fazlaca olduğunu düşünüyorum.Kasap,Neptün,sakat kadın,öğretmen ve kosmos karekterlerinin tatmin edici bir açılım yapmaması ve havada kalması bende iyi bir etki bırakamdı.
Belirsizlik nerdeyse filmdeki bütün karekterlerde olunca,biraz gıcık oluyorsunuz.
Neptün hakkında nerdeyse hiç bit şey bilmiyoruz.
Neyse,Kosmos görsel bir güzellik ve doğal seslerle birleşip,farklı bir karekterin kasabaya ziyaretiyle değişen gündelik yaşamın izlenimleri ve soru işaretlerinin bolca olduğu bir yapım.Reha Erdem sinemasına alışıksanız,kaçırmayın izleyin.Yok ben Reha Erdem bilmem diyorsanız uzak durun.

Vavien

Tür : Komedi / Dram
Gösterim Tarihi : 18 Aralık 2009
Yönetmen : Yağmur Taylan  Durul Taylan
Senaryo : Engin Günaydın
Yapım : 2009, Türkiye

Oyuncular

Engin Günaydın , Binnur Kaya , İlker Aksum  , Settar Tanrıöğen , Serra Yılmaz

Otomatik kapıyla başlayan film,sonrasında o kapıyı yaptırma nedenini anlıyoruz.Dahada sonrasında o nedeninde nedenini görüyoruz.
Anlıyıcagınız Celal'in yaptığı ve yapacakları üzerine bir film.
Bana görede en büyük sorun bu yaptığı ve yapacaklarının sıralamasında ve inandırıcılıgında.
Celal eşini,nefret ettiği için mi?,başkasını sevdiği için mi? veya parası için mi öldürmek istiyor?Burası tam olarak anlaşılmıyor.
Gerçi film içersinde bunu çokta merak etmiyorsunuz.Çünkü film polisiye suç tarzında değil.Bunlar neden bende soru işareti olarak kaldı derseniz.Filmin finalinde aldığı hal yüzünden.Bütün her şeyin yoluna girme şekli anlamsız geldi bana.Yada ben anlamadım.
Bunları söylemem filmin kötü olduğu anlamına gelmesin.Ben beğendiğim filmler hakkında daha detaycı yazarım:)
Evet filmi beğendim.Özellikle yönetmenleri ve oyunculukları.
Filmin yapısını,konusunu,her şeyini Binnur Kaya'ın karekteri çok güzel özetliyor.Gülermisin ağlarmısın tadında,kara komediye iyi bir örnek.
Farklı tatda bir Türk filmi izlemek isterseniz tavsiye ederim.